2009 yılı onlarca sergi, tartışmalı müzayede satışları, politik mi kritik mi tartışmasıyla aylarca üzerinde durulan 11. İstanbul Bienali, bütçeleriyle 2010 projesi, hızla açılan yeni galeriler, sanat ortamına giren genç sanatçılar, en pahalı ressamlar, en mantıklı yatırım aracı olan resimler, kamufle edilen ilginç para oyunları, bir türlü beklentiyi karşılayamayan Contemporary İstanbul ve bunların hem içinde hem dışında kalan biz izleyicilerle son yılların en dolu senesi oldu diyebiliriz.
Yılın sonunda sanat alanında yapılan değerlendirmeler her nedense son yıllarda sadece “piyasa” alanında gerçekleşir oldu. 80’ler sonrası özelleştirme politikaları, en son muhatap olması gereken sanat alanını ilk oyuncusu haline getirmiş bile… Sanatla ilgili hangi dergiyi elime alsam, gazetenin kültür sanat eklerinde hangi başlığı okusam hep bir müzayede satış sonucu, hep bir piyasanın rekor konusu.. Sanatı bu alana kim? Nasıl? neden? evet NEDEN? yerleştiriyor çözemedim.. çözmekte istemiyorum.. Neyse bu konu uzar gider, biz de kendimizi bol sıfırlı paraların içinde unutuveririz.. |