İstanbul Indie Sahnesi #10
The Revolters Röportajı
İstanbul mini indie sahasının boyundan büyük olacak isimleri Revolters’ın ilk albümü Future Obscure için grup üyeleriyle bir araya gelip albümlerini konuştuk.
2010 yılı, henüz geride bıraktığımız 2009’u unutturdu mu yoksa kafaları mı karıştırdı?
Hala 2008 müziklerinde takılıp kalabilirsiniz ne de olsa geride bıraktığımız yılda üzerine koyabileceğimiz müzikal durumlar ortaya çıkmadı. Boş ve kurak bir yıl olmasının yanında 2009’da, ne Vampire Weekend, ne de Empire OF the sun gibi yenilikçi modern hippiler hayatımıza girdi. Bu sebeple de birçok müzik dergisinde 2009’un en iyileri arasında yine yerlerini buldular ya da müzikal algıların kapsama alanına ancak girebildiler.
Geçen seneyi, şu sıralarda anmak isteyenlere Revolters EP’si ikram edelim - yılın en iyilerine çoktan girdi - ve rotayı yeni yılın ilk günlerine, tam da grupla taze albümleri üzerine konuştuğumuz zamana çevirelim.
Dipten gelen bu sesler, 2006 yılında bir araya geldi. Benim Revolters ile karşılaşmam ise grubun mypsace sayfalarında tek şarkının olduğu, yeni yeni mypsace’den grup keşfine başladığım dönemlerime denk geliyor. Radyo Eksen programı Sahibinin Sesi’nin medar-ı iftiharı Revolters, grup ajanlarının da dikkatini çekmekte gecikmedi. Step by Step adlı şarkıları, usta isim Alan Robinson prodüktörlüğünde oluşturulan toplamada yer alınca anlaşıldı ki grup, farklı topraklara da zıplayacak. Revolters bu toplamanın, plak şirketlerine, İngiltere üzerindeki müzik dergilerine, organizatörlere dağıtılmak üzere oluşturulduğunu söyledi. İşte bu CD, grubun önünü açacak ve NME’de kritiklerinin yer alacağı günü de getirecekti.
Ama asıl başlangıç, 2007 yılında BBC The Next Big Thing müzik avcılarının, ülkemize uğramasına denk geliyor. Revolters da demosuyla ilk aşama için ekibin karşısına geçmiş, ekipten biri grubun müziğini Killers’a benzetmiş ve demoyu götürmek istemiş. Amaç ise grubun şarkılarını birkaç kişiyle paylaşmak.
Revolters’ı yarışmaya dahil etmemelerinin de bir nedeni var; grubun müziklerinde etnik, buraya ait bir kokunun olmaması.

Grupla sohbet sırasında çıkardığım bir nokta da aslında her şeyin altında Next Big Thing ekibinden ismini hatırlamadıkları, demolarını paylaşmak üzere alan adamın olması. Myspace’den bulunmaları bir tesadüf olamaz ne de olsa. Yoksa “Next Big Thing’in asıl jüri koltuğundaki isimlerden birinin NME makale editörü Paul Stokes olması da mı bir tesadüf?
Sonuç olarak Revolters, bu işlerin ve olayların zincirleme ilerlediğini ve bunlar karşısında oldukça heyecanlandıklarını söylüyor.
Her ne kadar grubun verdiği sayısız Peyote konserine kayıtsız kalmış olduğumu sohbet sırasında fark etsem de, grubun çalışmalarını onlara rastladığımdan bu yana oldukça yakından takip ettiğimi söyleyebilirim. Geçtiğimiz yıl, onlar için belki de bir dönüm noktası olmuştu. Hayalini kurdukları yer İngiltere’de, albüm kayıtlarına başladılar; üstelik yaptıklarıyla akran sayılabilecek İngiliz topluluklar Cajun Dance Party, The Rakes gibi gruplarla çalışmış olan Luke Buttery prodüktörlüğünde, Way Stüdyolarında.
“Major artistlere uyguladıkları fiyatı uygulasalardı, oraya on yıl çalışıp yine de gidemezdik. The Horrors son albümünü orada kaydetti. Aslında NME’de çıkmamızın ardından dikkat çektik ve bizi beğendiklerini, yardımcı olmak istediklerini söylediler. İlk olarak Londra Metropolis Stüyoları’nda çalışan teknisyen mesaj gönderdi; ”Elinizde demo ya da işlenmiş kayıtlar varsa mix’ini yapabilirim.”demişti. Biz de “Aslında kayıtların tamamını orada yapsak ne kadara mal olur” diye sorduk. Teknisyen “Bu stüdyolarda en son Amy Winehouse kaydedildi ama sizin bütçenize göre bir yer söyleyebiliriz” dedi ve normalde uyguladıkları fiyatı bize uygulamayacaklarını belirtti. Teknisyenin yönlendirdiği Way Stüdyosu da bizden enstrüman kirası almadı ve major artistlere uyguladıkları fiyatın yarısına geldi. Kayıtlarımız hazır olduktan sonra da Universal/Topkapı Müzikle anlaşıldı.”
Revolters Corporation Gibi
Buraya kadar olan gelişmelerin hepsinde, grubun her şeyle kendilerinin bizzat ilgilenmesi önemli rol oynuyor. Çünkü onlar için müzik, sadece müzik değil. Müziği bir iş olarak görüyorlar. Bunun, yazmak ve söylemek dışında, başka kollarının da olduğunu düşünüyorlar. İstedikleri şey belli, sınırları olmayan bir grup olmak ve sadece arkadaşlarına çalan bir grup olmamak.
“İşimiz müzik. Baktığınız zaman bu sadece yazma, şarkı söyleme, çalma eylemleri gibi dursa da, öyle değil. Bunun arka planını düşünmek zorundasın, takip etmek zorundasın. Grafiğinden tutun, tanıtımına kadar büyük bir iş kolu ve bunların hepsini kendimiz yapıyoruz, yapımcımız Filiz Ece Görgülü’nün de desteğiyle. “Revolters Corporation” gibi bir şey.”
Future Obscure’u dört şarkılık bir EP şeklinde yayınlamalarının nedeni, farklı bir stratejiyle ilerlemek. Planları, üç ayda bir EP yayınlamak, yaklaşık 9 ay sonucunda da bir albüm elde etmek. Böylece hem piyasa içinde canlı kalacak hem de çökmek üzere olan piyasaya farklılık getirmiş olacaklar.
“Aslında planımız albümü üç parça halinde yayınlamak, bir albüm yayınlayıp bir sene beklemektense böyle yapalım istedik. Üç ay sonra bir albüm daha gelecek diye bakıyoruz şimdilik. Satışlarımız çok iyi gidiyor. Yabancı albüm satışlarında ikinci sırada yer alıyoruz. Bu yüzden belirlediğimiz strateji değişebilir, henüz net değil.”

Berlin’e Yolcu Kalmasın
Evdeki hesap çarşıya uyar ve her şey planları doğrultusunda giderse, grup yakın gelecekte Berlin yolcusu olacak. İkinci EP’nin kayıtlarını Berlin’de gerçekleştirecekler. Dahası da var…
“ Berlin’de yapacağımız kayıtlar dışında, bir konser vermek ve ikinci videoyu da orada çekmek istiyoruz. İspanyol asıllı bir yönetmenle çalışacağız. Avrupa yeraltı görsel sanatlarında oldukça önemli bir isim. Bunların dışında yapımcımızın kendi kontaklarıyla yapmayı düşündüğü bir festival var. Yine Almanya’yı içine alan mini bir turne olabilir, Şubat’ın 20’sinden sonra.”
Yurtdışı konserleri için müzik dünyasının ünlü ajansı Helter Skelter ile görüşmelerinin devam ettiğini söyleyen Revolters için en önemli olaylardan biri de, bunun gerçekleşmesi olacak. Eğer siz de ajansın internet sayfasından sanatçı listesine bakarsınız, grup için orada olmanın ne kadar önemli olduğunu anlayacaksınız. Helter Skelter çatısı altında olan gruplar arasında Kings of Leon, Ani Difranco, Belle and Sebastian, White Lies, Kaiser Chiefs gibi isimler yer alıyor.
İnternet sayfasındaki isim sırasına göre yerleştirirsek Revolters, tam da şu sıralamanın arasında yer alacak.
“ www.helterskelter.co.uk”
RAPHAEL SAADIQ
REAMONN
THE REDWALLS
REGINA SPEKTOR
REMI NICOLE
RHETT MILLER
THE ROOTS
“İstediğimiz net birşey var. O da müziğimizi duyurabileceğimiz platformlarda, festivallerde yer almak. Şu sıralar özellikle yurtdışı festivallerini kovalıyoruz. Orada bir ajans ile anlaşmak üzereyiz. Helter Skelter ile görüşüyoruz ve dışarıdaki işlerimizi birlikte yürütebileceğimiz bir menajer ile konuşuyoruz. Amacımız yurtdışında da bulunmak ama hiçbir zaman buraya da sırtımızı dönmüyoruz. Çünkü sınırımız yok. Şarkıların İngilizce olmasının nedeni de daha çok insana ulaşabilmek.”
8 Maddede Kayıttan Geriye Kalanlar
“Dönemin öne çıkan topluluklarının prodüktörü ile çalışmanın bize, teknik açıdan çok getirisi oldu. Örneğin kullandığımız tonları değiştirdik. Yapmak istediğimiz, oraya gitmeden önce de belliydi, şimdi de belli.”
“Tanıtımları ve genel işleri, menajerlerimiz dışında biz de takip ediyoruz. Bu sebeple bir araya gelip, prova yapmaya çok vaktimiz olmuyor.”
“İkinci klip “Cruel Attention”a gelecek.”
“Stüdyoda Stereophonics davulcusu ile karşılaştık. Kendi solo projesi için çalışıyordu. Masstival’de çaldığımızda da Stereophonics ile tanışmıştık. Kelly Jones, bizim yaşlarımızdayken Oasis’in rodisi olduğunu söylemişti.”
“Çalışabileceğimiz bir stüdyo arıyoruz, kendi stüdyomuz olacak.”
“Shining On” videosu Can Fakioğlu tarafından çekildi. Nefes, Mor ve Ötesi, Kurban gibi gruplarla çalıştı.”
“Bu aralar Rusya’dan Motorama, Courteeners, Vampie Weekend, Reverend and The Makers ve her zaman Joy Division dinliyoruz.”
“Editors, Killers ve Kings of Leon aynı sahneyi paylaşmak istediğimiz, aklımıza gelen ilk isimler.”
Grubun, Future Obscure EP kritiği için tıklayınız.

|